Ana içeriğe atla

Körler Ülkesi


KÖRLER ÜLKESİNDEKİ KRAL
Erasmus, “Körler ülkesinde tek gözlü bir kişi kral olur” demiştir. Bu söz bir anlamda başarı kavramı için de geçerlidir. Başarı dediğimiz şey, sahip olduğumuz özelliklerin çevremizde ne kadar az bulunduğuyla da ilgilidir aslında. Yaşamda elde ettiğimiz sonuçlar, yarattığımız faydanın dünyada kaç kişinin yaşamını etkilediği ve bu değeri aynı şekilde ortaya koyabilecek kişilerin ne kadar az ya da çok olduğuyla yakından ilişkilidir.

     Dünya üzerinde yaptığımız işi aynı değerde yapabilecek ve bizim yerimizi alabilecek kaç kişi bulunuyor? Ya da yaptığımız işi ne kadar benzersiz bir biçimde yapabiliyoruz? Eğer yerimizi alabilecek ve işimizi bizim kadar iyi yapabilecek kişilerin fazla olduğunu düşünüyorsak, o işin sonunda aldığımız ödüller de onun kadar sınırlı olmaktadır. Yaptığımız işi eşsiz kılmak ve en iyisi için uğraşmak elbette çok önemlidir. Bunun yanında, eşsiz ve az seçilen bir yolda ısrar etmek de onun kadar gereklidir.
      Yaşam merdivenin sağlam olması kadar, doğru bir duvara dayanmış olması da önemlidir. Merdivene tırmandıktan sonra onun yanlış bir duvara dayalı olduğunu anlamak çok acı gelebilir insana. Çoğumuz eşsiz ve sağlam merdivenler yapmak için çabalarız yaşamımız boyunca. Ancak yukarıdan manzarayı seyretmek, ellerindeki merdiven vasat dahi olsa doğru duvara tırmanma cesaretini gösterenlerin ödülü olacaktır.
      Bir ağaçkakanın yiyeceğine ulaşması, doğru ağaca doğru sayıda darbe vurmasıyla mümkündür. Eğer her ağaca birkaç kere vurmuş olsaydı sonuç alması mümkün olamazdı. Onun eşsiz özelliği de, gözlerinin keskinliği veya pençelerinin güçlü olması değil, gagasını sert ve hızlı bir şekilde vurabilmesidir. Ağaçkakan kendi doğasına sadık kalarak sonuca ulaşır, tıpkı bizlerin de yapması gerektiği gibi.
      Kendimizi daha yakından tanıyabilmek ve hangi özelliğimizin çevrenin gereksinimleriyle eşleştiğini fark edebilmek çok önemlidir. Bu, çift yönlü bir farkındalık sürecini gerektirir. Hem içsel bir farkındalık hem de çevremize yönelik dışsal bir farkındalık sürecini.
      İçimizdeki eşsiz olan özelliği ortaya çıkarmak ve doğru yönde gelişmesinde ısrarcı olmak önemlidir. Körler ülkesindeki tek gözlü kral gibi, sahip olunan ve zayıflık olarak görülen özelliklerin bile değerli olduğu yerler vardır dünya üzerinde. Bunu görmek için tek gözlü olmak dahi yeterlidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkna Olma! İkna Et!

İKNA OLMA❗️İKNA ET❗️ İnsanlar nasıl ikna edilir? İkna etmenin püf noktaları nelerdir? Hayatımızın her alanında başımıza gelen her konuda bir ikna payı vardır. Sorduğumuz her soruda,aldığımız her cevapta ya da düşündüğümüz her fikirde. Bazen kendi kendimizi ikna ederken buluruz kendimizi, bazen bir başkası tarafından ikna edilmiş, bazen de ikna etmiş olmanın gururu içinde ! Peki insanları nasıl ikna edebiliriz ? İnsanları ikna etmek aslında göründüğü kadar zor değildir.Bunun için gereken tek şey önceliği kendimize vermek.Nasıl mı? Önce kendinizden başlayın. Kendinizi insanları ikna edeceğinize ikna edin ! İşte bu kadar kolay! Sonrası zaten gelecektir emin olun.İkna olmayın,ikna edin.Onları ikna olmaya ikna edin.Fikrinize önce kendiniz alışın, ikna olmaktan başka çaresi olmadığını düşünün ve sonra adımızı atın. Hayır mı demeniz gerekiyor ? İnsanları kırmaktan hoşlanmıyor musunuz? Empati yöntemini deneyin.Evet biraz duygu sömürüsü çizgisine yaklaşacaksınız ama emin olun...

Hayatımız Müzik

HAYATIMIZ MÜZİK “Müzik ruhun gıdasıdır.” söylemini çoğunuz duymuşsunuzdur. Ruhsal durumumuz ne olursa olsun müzik hayatımızın hep bir köşesinde varlığını sürdürür. Neşeli, üzgün, kırılmış, enerjik, depresif, mutlu, umutlu, korkulu, mutsuz ne olursak olalım o an bize hayat verircesine beynimize işleyen melodilerden kendimizi alamayız. İnsanoğlu anne karnından beri sese duyarlıdır. Araştırmalar anne karnında müzik dinletilen bebeklerde dinletilmeyenlere oranla daha zeki ve uysal olduklarını göstermiştir. Yapılan birçok araştırma müziğin ruhumuza ve bedenimize sayısız yararını gözler önüne seriyor. Müzik yorgun bir günün ardından ayaklarımızı uzatıp gözlerimizi kapattığımızda aklımıza gelen ilk şeylerden bir tanesidir. Dinlendirici etkilerini bilmemiz için araştırmaları bile incelememize gerek yok. En stresli anlarımızda beyni adeta masaj yaparcasına dinlendirir. İşimiz ne olursa olsun çalışırken daha iyi odaklanmamızı sağlar. Stresi azaltıp rahatlamamıza yardımcı oluyor. Geliş...

STEVE JOBS-SON SÖZ

SON SÖZ Steve Jobs’u Apple ile olan ilişkisini, girişimcilik ve teknoloji sektöründeki yerini bilmeyen yoktur. Jobs, Apple’ın efsane kurucusu. iPhone’nun mucidi. Onun hastalığa yakalandıktan sonra değişen hayatı dünya ile ilgili görüşleri çok fazla bilinmiyor. Bu yazımızda Steve Jobs’un bu yönlerini kendi ifadeleriyle anlatmaya çalışacağız. Sarfettiği cümleler dünya hayatının ne kadar fani olduğunu gözler önüne seriyor. Hayatta maddî şeylerin önemsiz olduğuna özellikle vurgu yapıyor. Herkes için ibretlik ifadelerin yer aldığı Steve Jobs’un son sözleri şöyle: “The last words of Steve Jobs What is the world’s most expensive bed? The hospital bed. You, if you have money, you can hire someone to drive your car, but you cannot hire someone to take your illness that is killing you. Material things lost can be found. But one thing you can never find when you lose: life.” Dünyadaki en pahalı yatak nedir?  Hastane yatağı. Eğer paran varsa birisini arabanı sürme...