Ana içeriğe atla

Patron KİM?

PATRON KİM

Zihnimizin özelliklerini ve gücünü öğrendikten sonra tercih sizin “Ya bilinçaltınıza hükmedenlerden olursunuz ya da bilinçaltınızın esiri”, “Ya beyninizi siz yönetirsiniz, ya da sizin beyninizi bir başkaları”. Söylediklerinize, duyduklarınıza ve gördüklerinize dikkat ederek kendinizde farkındalık yaratın ve “Zihninizin Patronu Siz Olun”…

Sizin Patronunuz Kim?
Bütün insanların zihninde doğduğu andan itibaren sınırsız güç ve yetenek vardır. Bu gücü ve yeteneği ortaya çıkarmak için sadece yapmanız gereken şey zihin gözümüzü açmaktır. Zihin ise; birbiriyle bağlantılı, fakat farklı özelliklere sahiptir. Bu da; bilinç ve bilinçaltıdır.



Bilinçaltı; beynimizin anne rahmine düştüğümüz andan itibaren biz istesek de, istemesek de hatta uyurken bile çalışan, her anı, her saniyeyi kayıt alarak gerektiğinde kullanılmak üzere bilincin emrine veren kısımdır. Bu olay ta ki hayatın sonuna kadar devam eder. Eğer ki siz gelişiminize devam etmek, önce kendiniz olmak kaydı ile hayatınızda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız, yapmanız gereken ilk iş; bilinçaltınıza yerleşen bu yanlış inanç, duygu, his gibi düşünce kalıplarını ve bu kalıpların oluşmasına neden olan korkularımızı bulmak, yani hem kendimizin, hem de hayatımızın farkına varmaktır. Bu değişimi yapmak ise hem çok zor, hem de çok kolaydır. Israrlı bir çalışma ve çabayı gerektirir.



İnsanın beyninin patronu bilinçaltıdır. İnsanın korkularının, endişelerinin, mutsuzluğunun sebebi bilinçaltında oluşturduğu kişiliğidir. Günlük hayatımızda yaşadığımız birçok sorunun bilinçaltımızdan kaynaklandığını biliriz fakat kaçımız bilinçaltının gücünün ve öneminin farkındadır? Acaba kaçımız bilinçaltımızın özelliklerini biliyor? Şimdi bilinçaltımızın özelliklerini inceleyerek, onu istediğimiz gibi yönlendireceğimiz ipuçlarıyla zihnimizin patronu olmaya ne dersiniz?



Bilinçaltı ilkeldir, basittir. Öyle uzun ve ağdalı cümlelerden anlamaz. Sürekli tekrarlanan basit olumlamalara karşı duyarlıdır. Olumsuz yönergeleri anlayamaz. Eğer ki olumlamalarımızın bilinçaltını kapsayacak şekilde etkili olmasını istiyorsak bu olumlamalar kesinlikle olumlu olmalıdır. “Ben üniversite sınavını asla kazanamam” diyen bir genç asla sınavı kazanamaz. Yapılması gereken zincirin zayıf halkasını güçlendirmektir. Bu da sorunun kaynağı olan düşünme biçiminin değiştirilmesi ile olur. Olumsuz bir cümlenin yerine olumlu cümleler kurmak bu kalıbı kırmak için yeterlidir.



Olumlama cümleleri her zaman şimdiki zamanda veya geniş zamanda olmalıdır. “Başarıyorum” veya “Başarılıyım” gibi. Bilinçaltının bir zaaf noktası da gelecek zamanı hep beklemektir. Örneğin, “Başaracağım” dediğimizde o zaman bilinçaltı için hiç gelmez. Gelecek onun için hep gelecektir, hep öteler.



Olumlama cümleleri sizinle ilgili olmalıdır. Mesela “Eşim bana saygı göstersin” diye yaptığımız bir olumlama sizi hüsrana uğratabilir. Bunun yerine “ Saygı görmeyi hak ediyorum”  deyin.



Olumlama cümlelerinizde istiyorum ifadesinden kaçının. “Mutlu bir hayat istiyorum” ifadesinin yerine “Mutlu bir hayata sahibim” deyin. Evren sizi onaylayandır. İstiyorum dedikçe  hep istemekle kalırsınız. Mesela “Ben mutlu olmak için tüm imkan ve şartlara sahibim” derseniz,  tüm hücreleriniz o andan itibaren mutlu bir hayata sahip olduğu komutunu alır ve size bunu yaşatmak için imkanlar arar, hatta yaşatır.



Bilinçaltı sürekli, tekrarlara karşı duyarlıdır. “Bir insana 40 kere deli derseniz deli olur” atasözü buna en güzel örnektir. Hedeflerimize ve isteklerimize özel ürettiğimiz bu olumlamaları gün içinde ne kadar çok tekrarlarsanız o kadar kısa sürede sonuç alırsınız. Bunun en uygun zamanı akşam uykuya dalmadan öncedir. Çünkü; insan beyni yatmadan yarım saat önce nelerle ilgilenmişse onlar üzerinde tüm gece uykusunda düşünür. Yatmadan önce söylediğimiz olumlamalar, tüm gece bilinçaltımızın olumlu şeylerle ilgilenmesi ve sonraki güne daha olumlu başlamanızı sağlayacaktır. Unutmayın “Ne düşünüyorsanız o olursunuz.”



Bilinçaltımız hayalle gerçeği ayırt edemez. Hayal gücü ise, eksantirik fikirler oluşturarak düşünmeyi ve böylece insan zihninin üretkenliğini açığa çıkartır. Einstain, kurduğu hayallerle birçok buluşu ve teorisini bilim dünyasına sunmuştur. “Allah(c.c) nasip ettirmeyeceği bir şeyi hayal ettirmez!”(Hz. Osman) sözü bilinçaltının bu konuda ki karmaşasını en güzel şekilde açıklar. Yapmamız gereken istek ve arzularımızı aynen gerçekleşmiş gibi hayal etmektir.



Üniversite sınavında başarılı olmak isteyen bir genç; kendini görmek istediği üniversitenin sınıfında ders dinlerken, arkadaşlarıyla bahçesinde sohbet ederken hayal edebilir. Böylece bilinçaltı bu amaca ulaşmak için tüm çabasını harcayacaktır. Bunu her şey için yapabilirsiniz, tüm istekleriniz için. Mesela yeni bir ev istiyorsunuz, o evi hayal edin. O ev zaten sizin ve siz o eve sahipsiniz. Evinizin içine girin, dolaşın, elinizle dokunun, o atmosferi koklayın. Unutmamanız gereken küçük ama önemli bir dipnot. Yeni bir şeyler isterken şu an sahip olduklarınız için şükretmeyi asla ihmal etmeyin.



Bilinçaltının kapasitesi çok yüksektir, aynı zaman da birçok sesi duyup, birçok görüntüyü görüp, bir çok işlevi yapabilir. İnsan kulağı belli frekanstaki sesleri duyarken, bilinçaltı ise bunun çok üzerinde ve aşağısındaki sesleri de algılar. Aynı durum gözler içinde geçerlidir. İnsanın yaratılışını çok iyi bilen bazı kişiler bunu kötü amaçla da kullanabilmektedir. Bunlardan birisi dijital ses dosyalarına yerleştirilen gizli şuuraltı ses mesajlarıdır (sublinminal).



Bunun  yaşanan en korkunç örneklerinden  birisi uzunca bir süre Amerika’nın Irak’ı işgal etmesinden önce, radyodan Kur-an yayınının altından çok düşük frekansta verilen kulakla duyulmayan ama bilinçaltının algıladığı “Direnmeniz faydasız” gibi sublinminal mesajlar verilerek bir ülke işgale hazırlanmıştır. Yine çizgi film, dizi, reklam gibi görüntülerin arasına yerleştirdikleri anlık görüntülerle kendi hedeflerine, ideolojilerine, niyetlerine uygun mesajları bilinçaltına göndermeyi başarabiliyorlar. Burada hedef  kitle çizgi film başından kalmayan çocuklarımız ve dizi seyredeceğiz diye her şeyden vazgeçen bizleriz.



Zihnimizin özelliklerini ve gücünü öğrendikten sonra tercih sizin “Ya bilinçaltınıza hükmedenlerden olursunuz ya da bilinçaltınızın esiri”, “Ya beyninizi siz yönetirsiniz, ya da sizin beyninizi bir başkaları”. Söylediklerinize, duyduklarınıza ve gördüklerinize dikkat ederek kendinizde farkındalık yaratın ve “Zihninizin Patronu Siz Olun”.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkna Olma! İkna Et!

İKNA OLMA❗️İKNA ET❗️ İnsanlar nasıl ikna edilir? İkna etmenin püf noktaları nelerdir? Hayatımızın her alanında başımıza gelen her konuda bir ikna payı vardır. Sorduğumuz her soruda,aldığımız her cevapta ya da düşündüğümüz her fikirde. Bazen kendi kendimizi ikna ederken buluruz kendimizi, bazen bir başkası tarafından ikna edilmiş, bazen de ikna etmiş olmanın gururu içinde ! Peki insanları nasıl ikna edebiliriz ? İnsanları ikna etmek aslında göründüğü kadar zor değildir.Bunun için gereken tek şey önceliği kendimize vermek.Nasıl mı? Önce kendinizden başlayın. Kendinizi insanları ikna edeceğinize ikna edin ! İşte bu kadar kolay! Sonrası zaten gelecektir emin olun.İkna olmayın,ikna edin.Onları ikna olmaya ikna edin.Fikrinize önce kendiniz alışın, ikna olmaktan başka çaresi olmadığını düşünün ve sonra adımızı atın. Hayır mı demeniz gerekiyor ? İnsanları kırmaktan hoşlanmıyor musunuz? Empati yöntemini deneyin.Evet biraz duygu sömürüsü çizgisine yaklaşacaksınız ama emin olun...

Hayatımız Müzik

HAYATIMIZ MÜZİK “Müzik ruhun gıdasıdır.” söylemini çoğunuz duymuşsunuzdur. Ruhsal durumumuz ne olursa olsun müzik hayatımızın hep bir köşesinde varlığını sürdürür. Neşeli, üzgün, kırılmış, enerjik, depresif, mutlu, umutlu, korkulu, mutsuz ne olursak olalım o an bize hayat verircesine beynimize işleyen melodilerden kendimizi alamayız. İnsanoğlu anne karnından beri sese duyarlıdır. Araştırmalar anne karnında müzik dinletilen bebeklerde dinletilmeyenlere oranla daha zeki ve uysal olduklarını göstermiştir. Yapılan birçok araştırma müziğin ruhumuza ve bedenimize sayısız yararını gözler önüne seriyor. Müzik yorgun bir günün ardından ayaklarımızı uzatıp gözlerimizi kapattığımızda aklımıza gelen ilk şeylerden bir tanesidir. Dinlendirici etkilerini bilmemiz için araştırmaları bile incelememize gerek yok. En stresli anlarımızda beyni adeta masaj yaparcasına dinlendirir. İşimiz ne olursa olsun çalışırken daha iyi odaklanmamızı sağlar. Stresi azaltıp rahatlamamıza yardımcı oluyor. Geliş...

STEVE JOBS-SON SÖZ

SON SÖZ Steve Jobs’u Apple ile olan ilişkisini, girişimcilik ve teknoloji sektöründeki yerini bilmeyen yoktur. Jobs, Apple’ın efsane kurucusu. iPhone’nun mucidi. Onun hastalığa yakalandıktan sonra değişen hayatı dünya ile ilgili görüşleri çok fazla bilinmiyor. Bu yazımızda Steve Jobs’un bu yönlerini kendi ifadeleriyle anlatmaya çalışacağız. Sarfettiği cümleler dünya hayatının ne kadar fani olduğunu gözler önüne seriyor. Hayatta maddî şeylerin önemsiz olduğuna özellikle vurgu yapıyor. Herkes için ibretlik ifadelerin yer aldığı Steve Jobs’un son sözleri şöyle: “The last words of Steve Jobs What is the world’s most expensive bed? The hospital bed. You, if you have money, you can hire someone to drive your car, but you cannot hire someone to take your illness that is killing you. Material things lost can be found. But one thing you can never find when you lose: life.” Dünyadaki en pahalı yatak nedir?  Hastane yatağı. Eğer paran varsa birisini arabanı sürme...